<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/rss2enclosuresfull.xsl" type="text/xsl" media="screen"?><?xml-stylesheet href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css" type="text/css" media="screen"?><rss xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0"><channel><title>MİSAK-I MİLLİ</title><link>http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net</link><description>Söz Türkçe! Düşünce Türkçe!.</description><language>tr</language><lastBuildDate>Tue, 02 Dec 2008 13:14:39 -0600</lastBuildDate><generator>WordPress http://wordpress.org/</generator><media:category scheme="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd">News &amp; Politics</media:category><media:category scheme="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd">News &amp; Politics</media:category><itunes:explicit>yes</itunes:explicit><itunes:subtitle>Söz Türkçe! Düşünce Türkçe!.</itunes:subtitle><itunes:category text="News &amp; Politics" /><itunes:category text="News &amp; Politics" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/misakimilli" type="application/rss+xml" /><item><title>SOSYAL DEVLET</title><link>http://feeds.feedburner.com/~r/misakimilli/~3/472754720/</link><category>Makale</category><category>Politika</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">sebnemozbek</dc:creator><pubDate>Tue, 02 Dec 2008 13:14:39 -0600</pubDate><guid isPermaLink="false">http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/?p=521</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><img src="http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/wp-content/uploads/ramazan.jpg" alt="" width="299" height="409" /></p>
<p></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Anayasamız 2&#8242;nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin niteliği olarak; &#8220;Sosyal Devlet&#8221; ilkesi benimsenmiştir. Bu maddedeki sosyal devlet anlayışı; &#8220;Devletin; sosyal barışı ve sosyal adaleti sağlamak amacıyla sosyal ve ekonomik hayata aktif müdahalesini gerekli ve meşru gören&#8221; bir anlayıştır. Yani sosyal devlet ilkesinin amacı; istisnasız herkese insanca yaşamak için gereken asgari hayat seviyesi sağlamaktır. Sosyal adaletin ve sosyal devletin hayata geçirilmesi için; toplumda yoksul ve muhtaç insanlara iktidar partisi olarak değil; devlet olarak yardım edilmesi; onlara, insan onuruna yaraşır yaşam düzeyi sağlanması gerekmektedir. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Açılımında &#8220;Adalet&#8221; kelimesini de barındıran AKP&#8217;nin genel başkanı ve Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı olan Erdoğan&#8217;ın &#8220;Sosyal devlet ilkesinden hareketle halkımıza kömür ve yiyecek yardımı yapıyoruz&#8221; açıklaması ile; Anayasamızın 2. maddesini oluşturan &#8220;sosyal devlet&#8221; anlayışının, uzaktan yakından ilgisi yoktur. Çünkü AKP; devletin yürütme organı &#8220;hükümet&#8221; olarak değil; &#8220;parti&#8221; olarak bu yardımları yapmaktadır. (Kömür çuvallarının ve erzak torbalarının üzerinde AKP yazıyor olması bunun kanıtıdır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Ayrıca hükümet partisi olan AKP; istisnasız herkese adilane bir şekilde değil; oy deposu olarak gördüğü bölgelere ve yandaşlarına bu yardımları götürmektedir. (Kömür dağıtımında görevli şoförlerin &#8220;<span>Asıl ihtiyaç sahiplerine değil, BMW ile gelen kişilere, kollarında dizi dizi bilezik olanlara kömür veriyoruz. Yoksul zaten utandığı için gelmiyor. Gelen de kamyonun kasasına çıkıp çuvallardan dökülmüş kömürleri torbalara dolduruyor&#8221; açıklaması da; istisnasız herkese adilane bir şekilde yardım edilmediğinin kanıtıdır.)</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Sosyal devlet anlayışı ile; fertlerin &#8220;özgürleştirilmesi&#8221;, &#8220;bağımlılığının ortadan kaldırılması&#8221; amaçlanır. Bunun için de yurttaşların sosyal ve ekonomik olarak özgür ve bağımsız olabilmesi gerekmektedir. Bu konu anayasamızda &#8220;Devletin Görev ve Sorumlulukları&#8221; başlıklı 5. maddesinde açıkça ifade edilmiştir: &#8220;Devletin temel amaç ve görevleri,&#8230; kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">AKP Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ. Melih Gökçek yapmış olduğu &#8220;AKP yoksulun yanındadır&#8221; açıklamasıyla; Anayasamızın 5. maddesini de çiğnemektedir. Kendisi her ne kadar AKP&#8217;nin Belediye Başkanı da olsa, Ankara&#8217;da yaşayan ve AKP&#8217;li olmayan diğer yurttaşları bu beyanıyla yok saymakta, onlara karşı adil davranmamaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Gene aynı şekilde gerek AKP&#8217;li Belediye Başkanları gerekse Başbakan Erdoğan; hükümet olmanın vermiş olduğu avantajı, halkı sosyal ve ekonomik olarak maddi ve manevi yönden özgürleştirmek için değil; AKP&#8217;ye mahkum etmek için kullanmaktadırlar. ( &#8220;AKP&#8217;ye oy vereceğine dair yemin etmezsen ve dağıtılan yardımlara başın açık gidersen bir sonraki dağıtım listesinde adını göremezsin&#8221; açıklamasının TV haber bültenlerinde yayınlanması bunun kanıtıdır.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Tüm bunlar bize gösteriyor ki; AKP tarafından &#8220;Sosyal Devlet&#8221; anlayışı, maalesef Türkiye için &#8220;rüşvet&#8221; düzeyine indirilmiştir. AKP; hükümet olmak ile iktidar partisi olmak arasında adaletli hükmetmeyi sağlayan o ince çizgiyi 6 yıldır aşmaktadır. Hükümet olarak AKP; kendi belediyelerinin eliyle ve &#8220;Sosyal Devlet&#8221; maskesiyle rüşvet dağıtmaktadır. </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Maliye Bakanı Unakıtan&#8217;ın; &#8220;Zarar da etse, kar da etse tüm KİT&#8217;leri özelleştireceğiz&#8221; açıklamasına rağmen; 2008 yılının ilk 3 aylık döneminde 252,3 milyon YTL görev zararı beyanında bulunan; Türkiye Kömür İşletmeleri, hiçbir zaman özelleştirme kapsamına alınmamıştır. TKİ&#8217;nin özelleştirilmeme nedeni; özellikle seçim dönemlerinde bu işletmenin,<span> </span>ranta ve oya dönüştürebilecekleri altın yumurtlayan tavuk olmasından kaynaklanmaktadır. </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Aslında Türkiye Kömür İşletmeleri; iktidarın kendisini yüksek görev zararı yazacak kadar kullanmasına rağmen, Anayasamızın belirlediği çerçevede &#8220;Sosyal Devlet&#8221; anlayışını yerine <span> </span>getirilmeye çalışmaktadır.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span><span> </span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>TKİ; pilot bölge olarak tespit edilen;<span> </span>Erzurum, Kars, Ağrı, Iğdır,Ardahan ve Sivas il ve ilçelerinde, Valilik yardımıyla gelir durumları iyi olmayan aileleri tespit edip; kömür dağıtımı yapmaktadır.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>TKİ&#8217;nin verdiği bu kömürlerin; dağıtım, ulaşım, depolama, nakliye gibi maliyetleri de Türkiye Tarım Kredi Birlikleri tarafından karşılanmaktadır.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Bu uygulama sayesinde gerçekleşecek olan şeyler şunlardır:</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Partiler aradan çekildiği için yurttaşlar özgürce oylarını kullanabileceklerdir.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Partilere güvenin yerlerde süründüğü ülkemizde, yurttaşların en azından devlet organlarına olan güveni tazelenecektir.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Valilikler aracılığıyla; gerçekten ihtiyacı olan aileler belirlenebilecek ve doğalgaz ile ısındığı halde kömür alıp onu nakde çevirme devri kapanacaktır.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Örneğin; İstanbul Belediyesi tarafından dağıtılacak kömür için Gaziantep&#8217;te çuval hazırlanmayacak ve partili bir fabrikatör haksız kazanç elde etmeyecektir.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Ya da Ankara Belediyesinin yaptığı gibi, dağıttığı kömür için ayrıca bir tır ve kamyon park alanı ve o alana gidecek yolun asfalt çalışması yapılmayacak, ve belediye bu iş için ayırdığı parayı, daha yararlı işler için kullanabilecektir.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Belediyeler kömür dağıtımı için tır ve kamyon nakliye parası ödemekten kurtulacaktır. </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Belediyeler kömür dağıtımını rant ve oya dönüştürmek amacıyla ayırdığı bütçeyi; Hazineye olan borçlarını ödemek için kullanabilecektir. </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Bu belediyeler Hazineye olan borçlarını ödediği için de doğalgaz ve elektriğe fazladan zam yapılmasının önüne geçilmiş olunacaktır.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Sadece Türkiye Kömür İşletmeleri değil, örneğin Türkiye Toprak Mahsulleri Ofisi de böyle bir çalışma yürütüp; ihtiyaç sahiplerine, belediyelerin oy karşılığı vermiş olduğu gıda yardımını &#8220;Sosyal Devlet&#8221; anlayışı çerçevesinde ulaştırabilir. </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">İşte AKP; KİT&#8217;leri kendi politikaları doğrultusunda belediyeler aracılığıyla oy avcılığı için kullanmak yerine, &#8220;Sosyal Devlet&#8221; anlayışını bu organlar eliyle yerleştirmeye gayret etse; belki o zaman açılımındaki &#8220;Adalet&#8221; kelimesi anlam kazanır. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">ŞEBNEM ÖZBEK</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">02.12.2008</span></p>
<p class="akst_link"><a href="http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/?p=521&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_521" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded><description>

Anayasamız 2&amp;#8242;nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin niteliği olarak; &amp;#8220;Sosyal Devlet&amp;#8221; ilkesi benimsenmiştir. Bu maddedeki sosyal devlet anlayışı; &amp;#8220;Devletin; sosyal barışı ve sosyal adaleti sağlamak amacıyla sosyal ve ekonomik hayata aktif müdahalesini gerekli ve meşru gören&amp;#8221; bir anlayıştır. Yani sosyal devlet ilkesinin amacı; istisnasız herkese insanca yaşamak için gereken asgari hayat seviyesi sağlamaktır. Sosyal adaletin ve sosyal [...]</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/2008/12/02/sosyal-devlet/</feedburner:origLink></item><item><title>REZALET</title><link>http://feeds.feedburner.com/~r/misakimilli/~3/471393949/</link><category>Makale</category><category>Politika</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">sebnemozbek</dc:creator><pubDate>Mon, 01 Dec 2008 09:24:04 -0600</pubDate><guid isPermaLink="false">http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/?p=520</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img src="http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/wp-content/uploads/apoimza.jpg" alt="" width="432" height="224" /></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><br />
</span> <span style="color: #000000; font-size: medium;">AKP Hükümeti sayesinde bugüne kadar yaşanmamış, köklü ve ciddi bir devlet anlayışına sahip hiçbir ülkede de yaşanmayacak bir çok rezaletle karşılaştık. Maalesef bu rezaletlerin çoğunluğu da PKK ve onun katil lideri A. Öcalan&#8217;la ilgili.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Nasıl olur da tecrit edilen ve sadece avukatlarıyla görüşmesine izin verilen eli kanlı terör örgütü lideri, hücresinde yazdığı kitabı; gizlice hapishaneden çıkartır, bastırır ve son anda Kültür Bakanlığından &#8220;Bandrol&#8221; almaya çalışırken yakalanır. Demek ki Kültür Bakanlığındaki çalışan da işin farkına varmayıp, gereken yerleri uyarmasa; A. Öcalan en çok okunanlar listesine girecek! </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Acaba Apo; bu kitabı hangi ara yazdı. Öyle ya DTP&#8217;lilere göre Apo; işkence görüyor, kötü muameleye tabi tutuluyor, saçları kesiliyor, tecrit hayatı yaşadığı için psikolojisi bozuluyor.Bu durumda Apo; kendilerini yalancı çıkarmıyor mu? Baksanıza adamın keyfi yerinde &#8220;Kültür ve Sanat Devrimi&#8221; ismini verdiği ve Kürt kültürü konusunda kendi siyasi görüş ve önerilerini ayrıntılarıyla anlattığı bir kitap bile yazıyor. Ve ne hikmetse TV kanalları &#8220;Sivil Anayasa&#8221; ve &#8220;Kürt Sorunu&#8221; panellerinden zaman bulup bu konuyu gündeme getirmiyor. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Düşünsenize binlerce kişinin ölümüne sebep olan bu şahsiyetsiz adam kitabını yazıyor; çok büyük bir ihtimalle avukatları aracılığıyla yazdığı nüshaları İmralı&#8217;dan çıkartıyor, Diyarbakır Kültür Bakanlığının on-line hizmetinden faydalanıp &#8220;Bandrol&#8221; için başvuruyor. Kitabın yazarı kısmına da -kendinden o kadar emin ki- Abdullah Öcalan yazabiliyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Kültür Bakanlığının Diyarbakır Bürosunda çalışanlar; internet üzerinden yapılan bu başvuruyu isim benzerliğidir diye dikkate almayıp, merkeze gönderiyor. Allah&#8217;tan ki merkezdekiler daha aklı başında (helal lokma yemiş de diyebilirim) insanlarmış ki; konuyu araştırıyorlar ve İmralı canavarının kitabı yazdığı ortaya çıkıyor. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Ancak işin ortaya çıkması da sorunu çözmüyor. Çünkü Kültür Bakanlığı; evrakları tam olan her başvuruya 10 gün içerisinde &#8220;Bandrol&#8221; vermek zorunda. Kültür Bakanlığı; İmralı&#8217;da keyfi yerinde olmasa bavul içerisinde kaçabilecek kadar rahat bir yaşam süren eli kanlı terör örgütü liderinin; Adalet Bakanlığı ile yazışmaları sonunda, kitabına &#8220;Bandrol&#8221; vermekten son anda kurtuluyor. Kitap çoğaltılmadan tüm kopyaları toplatılıp onların söylemiyle &#8220;skandal&#8221; benim söylemimle &#8220;rezalet&#8221; dallanıp budaklanmadan ört pas ediliyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Benim merak ettiğim şu; Apo&#8217;nun avukatlarıyla olan görüşmeleri kameraya alınıyor mu? Eğer alınıyorsa nasıl oluyor da bu cani; avukatları aracılığıyla bu kadar rahat bir şekilde örgütünü yönetebiliyor? Eğer böyle bir yasa yoksa, neden AKP &#8220;tüm mahkeme yolu kapanmış, kurtuluş umudu kalmamış mahkumların avukatlarıyla olan görüşmeleri videoya kaydedilir&#8221; diye bir yasa çıkartmıyor. AB ve insan hakları savunucuları akbaba gibi başımıza çöreklenir diye mi? Söylesenize kimin umurunda bu? PKK&#8217;nın kanlı lideri içerden örgütünü yönetecek; biz belki de bunu önleyecek yasayı çıkartamayacağız öyle mi?<span> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Merak etmeyin Apo&#8217;nun kitap basma rezaletiyle ilgili bir &#8220;günah keçisi&#8221; bulundu. Hemen İmralı&#8217;dan çıkartılan nüshalarını kitaplaştıran İstanbul&#8217;daki Gün Matbaa hakkında soruşturma açıldı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Peki bu yeterli mi? İmralı&#8217;da sözde tecrit altında bulunan bir mahkumun; bir değil, on değil, elli değil, yüzlerce sayfalık nüshaları nasıl çıkardığının hesabı sorulmayacak mı? Adalet Bakanı çıkıp &#8220;Orada yüze yakın personel var. Bir kişi için bu kadar personel tutmak mantıklı değil. İmralı&#8217;ya birkaç kişi daha gönderebiliriz&#8221; diye açıklama yapıyor. Peki daha elinizdeki tek bir mahkumun dışarıdaki örgütünü yönetmesinin, siyasi kanatları olan DTP&#8217;ye direktifler göndermesinin, terör eylemleri planlamasının, cinayetler işletmesinin ve nihayetinde kitap yazıp basmaya kalkmasının önünü kesememişken; 3-4 tane daha PKK&#8217;lı katili İmralı&#8217;ya Apo&#8217;nun yanına OKEY oynasınlar diye mi gönderiyorsunuz? </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Niçin; gözaltında işkencede öldürülen Engin Çeper için özür dileyen Adalet Bakanı, bu rezalet için bize bir özür dileme ihtiyacı hissetmiyor? </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Adalet Bakanlığının ve İmralı&#8217;daki sorumlu her kimse bu kaçıncı rezaleti. Adam Suriye&#8217;de nasıl örgütünü rahat rahat idare ediyorsa, bugün de İmralı&#8217;da aynı şekilde idare ediyor. Bu konuda hücre cezasının yeterli olmadığını görmüyorlar mı? Nasıl bir hukuk sistemi eli kanlı bir terör örgütü liderinin bu kadar rahat hareket etmesine izin verir? </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">PKK ve DTP ile ilgili rezalet bu kadar da değil. Bir rezalete de TBMM Başkanı sıfatıyla Köksal Toptan imza attı. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Meclisteki kadın milletvekillerinin eşleri için düzenlediği yemeğe DTP milletvekili Fatma Kurtalan&#8217;ın hala PKK&#8217;nın dağ kadrosunda görevli eşine de davetiye gönderdi. Bizler; Fatma Kurtalan gibi eşi hala PKK&#8217;nın katil kadrosunda olan birinin Atatürk&#8217;ün kurduğu bu ülkede milletvekilliği yapmasını ve bizim vergilerimizden maaş almasını bile hazmedemiyoruz. Bir de eşine yemek davetiyesi gönderiliyor. Gerçi Toptan; kendisi yurtdışı gezisinde olduğu için davetiyelerin kimlere gönderildiğini bilmediğini, danışmanlarının hata yaptığını ve özür dilediğini açıkladı. Ancak; devletten maaş alan herhangi bir çaycıdan bahsetmiyoruz. TBMM Başkanının danışmanından bahsediyoruz. Eğer bir yemek davetiyesi hazırlanmasında böyle bir hata yapılabiliyorsa; çok daha önemli diğer işlerde devlet ciddiyetinden endişe duymamak elde mi? İş disiplini, devlet adamlığı kimliği, bilgi, uzak görürlülük, yetenek, dikkat, yaptığı işe önem vermek, ciddiyet gibi sıradan özellikler dahi; böyle bir rezaletin yaşanmasını önleyebilirdi. Bu rezalete neden olan kişi TBMM Başkanının danışmanı değil; herhangi bir özel şirket Genel Müdürünün danışmanı olsaydı; o kişi aynı gün işten çıkartılırdı. <span> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Bitti artık dediğim terör örgütü son 6 yıldır yeniden hortladı. Bu eli kanlı katillere kol kanat geren Barzani ile AKP Hükümeti; muhabbeti her geçen gün daha da koyulaştırıyor. Hani bu iyi ilişkiler işe yarasa dert etmeyeceğim. Teröristler artık dağ yollarında değil; TEM otoyolunda polisle çatışıyor. Türkiye eskisi gibi köklü devlet anlayışını, devlet ciddiyetini sağlamadığı, ülke gidişatına gözlerini kapattığı müddetçe de bu durum devam edecek.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Apo&#8217;nun yakalandığı haberlerini TV&#8217;de izlediğim günü hatırlıyorum da. Ne kadar heyecanlanmıştım, ülkemle nasıl da gurur duyuyordum. Nihayet şehitlerimin kanının hesabı sorulacak diye mutluluktan uçmuştum. Bugünse tüm bu yaşananlardan sonra, o günkü hislerim tam tersine döndü. Söylesenize; İmralı canavarının yazdığı kitabı son anda piyasadan çeken,<span> </span>teröriste yemek davetiyesi gönderen, terörü yok etmek konusunda en ufak bir adım dahi atamamış hükümetin yönettiği devletimle nasıl gurur duyayım? </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Ben yaşanan bu rezaletler konusunda bu kadar rahatsızsam, kim bilir canlarını bizim için toprağa veren şehitler ve onların yakınları <span> </span>neler hissediyordur. Peki siz ne hissediyorsunuz; oyunu ve vicdanını iki çuval kömüre, iki kilo pirince satanlar? Kendi evinize de terör ateşi düşünceye kadar sessiz kalmayı ve verilen sadakalara şükretmeyi mi?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">ŞEBNEM ÖZBEK</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span style="font-size: 12pt; font-family: ">01.12.2008</span></span></p>
<p class="akst_link"><a href="http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/?p=520&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_520" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded><description>

 AKP Hükümeti sayesinde bugüne kadar yaşanmamış, köklü ve ciddi bir devlet anlayışına sahip hiçbir ülkede de yaşanmayacak bir çok rezaletle karşılaştık. Maalesef bu rezaletlerin çoğunluğu da PKK ve onun katil lideri A. Öcalan&amp;#8217;la ilgili.
 
Nasıl olur da tecrit edilen ve sadece avukatlarıyla görüşmesine izin verilen eli kanlı terör örgütü lideri, hücresinde yazdığı kitabı; gizlice [...]</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/2008/12/01/rezalet/</feedburner:origLink></item><item><title>ALİ KEMALİN HEYKELLERİ!</title><link>http://feeds.feedburner.com/~r/misakimilli/~3/469756038/</link><category>Makale</category><category>Politika</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">yildirimserdengecti</dc:creator><pubDate>Sun, 30 Nov 2008 09:48:25 -0600</pubDate><guid isPermaLink="false">http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/?p=511</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<h3 style="text-align: justify;"><strong>Ali Kemal Bey&#8230;</strong></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>İkinci meşrutiyet ve mütareke döneminin İttihat ve Terakki karşıtı aynı zamanda İngiliz Muhipler Cemiyetinin kurucularından olan meşhur Osmanlı yazarı&#8230;</strong></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>Damat Ferit Paşa Hükümetinde bir dönem Eğitim Bakanlığı,bir dönem de İçişleri Bakanlığı görevlerinde bulunmuş İngiliz hayranı bir gazeteci.Mustafa Kemal Paşanın başlattığı kurtuluş hareketinin açık düşmanı Ali Kemal&#8230;</strong></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>23 Nisan 1920&#8242;de  Peyami Sabah gazetesindeki yazısında bakınız ne diyor Ali Kemal:&#8217;Teşkilatı Milliye sergerdeleri, bu mahluklar kadar başları ezilmek isteyen yılanlar tasavvur edilemez. Düşmanlar onlardan bin kerre iyidir.&#8217;</strong></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>Ve 6 Kasım 1922&#8242;de düşman ilan ettiği ve Milli Mücadelenin başlangıç yıllarında ağıza alınmayacak küfür ve hakaretlerle bertaraf etmeye çalıştığı Mustafa Kemal&#8217;in silah arkadaşları tarafından linç edilerek öldürüldü.</strong></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>Ve 80 yıl sonra&#8230;Bugün&#8230;</strong></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin meslek şehitleri listesinde yer verildi Ali Kemal&#8217;e&#8230;</strong></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>301.maddeden hüküm giyen Ragıp Zarakolu isimli bir yazar 80 yıl sonra yazdığı bir yazısında bakın ne  inciler dizmiş:</strong></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #ff0000;">&#8220;Doğan Özgüden, Koçgiri kasabı,İzmir’i yakan, kendini  “fatih” sanan Sakallı Nurettin Paşa&#8217;nın iğrenç bir biçimde bir eşkiya sürüsüne linç ettirdiği gazeteci Ali Kemal’in adı anılarak, alenen tehdit ediliyor. Neredesiniz ey basın mensupları?</span></strong></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Ali Kemal’in asıl suçu, insanlığa karşı suç işlemiş tehcir sorumlularını tutuklatmaktı, Milli Mücadeleye karşı çıkmak değil. Onlar 150’likler olarak sürgüne yollandı. O da yollanırdı pekala.</strong></span></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Ali Kemal ise, “Artin” adı takılarak linç ettirildi, 1915 trajedisini soruşturmaya kalkıştığı için. Bir gün bu ülkede onun heykeli dikilecek. Türkler onunla onur duyacak, “içimizden cesur insanlar çıktı” diyerek, Almanların bugün Schindler’ler ile öğünmesi gibi&#8230;&#8221;</strong></span></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>Bu Ali Kemal&#8217;i meslek şehidi payesi ile yücelten Türkiye Gazeteciler Cemiyeti,her fırsatta Türk Ordusuna saldıran ve hakkında,bölücü faaliyetlerde bulunmak suçundan 50&#8242;ye yakın dava açılan Doğan Özgüden&#8217;i de teşekkür belgesi ile onurlandırmış.Hiç şaşırmadım.</strong></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>Bu tartışmada önemli olan ne Doğan Özgüden&#8217;in teşekkür belgesi alması,ne de 80 yıl öncesinin sömürge havarisinin meslek şehidi ilan edilmesidir.Önemli olan şey bu gibi olayların  80 yıl öncesinin sömürgecilerinin kafa  yapısı ile şimdikilerin kafa  yapısı arasında hiçbir farkın olmadığını ispat etmesidir.80 yıl önce Mustafa Kemal&#8217;i ve silah arkadaşlarını  kafaları ezilmesi gereken  birer yılan olarak gören Ali Kemal&#8217;ler ve bugün o mandacı vatan haininin heykellerini dikeceği günlerin özlemiyle yanıp  tutuşan bir kısım gazeteciler(!)&#8230;</strong></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>80 yıl önce de cemiyetler kurarak Mustafa Kemal&#8217;e sövüyorlardı,şimdi  de aynı.</strong></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>80 yıl önce de mandacıydılar şimdi de aynı düdüğü öttürüyorlar.Sadece maskelerini değiştirdiler.İnsan hakları ve özgürlükler  maskesi&#8230;<br />
</strong></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>Bunları gördükçe Mustafa Kemal&#8217;in ne büyük işler başardığını ve cephelerde düşmanın canına okurken,içerde isyan çıkartan yüzbinlerce insanla nasıl bir mücadele verdiğini çok daha iyi anlayabilmeliyiz.</strong></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>Bir gün bu ülkede Ali Kemal&#8217;in heykelleri dikilecekmiş ve biz de onunla onur duyacakmışız.Bu ülkede mandacıların heykellerinin dikildiği gün Türklerin onur duyabileceği hiçbirşeylerinin kalmayacağı gündür.</strong></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>O günlerin hayaliyle yaşayan bu bir kısım insan hala aynı taktiklerle aynı hedefe doğru yol alıyorlar&#8230;80 yıl önce Mustafa Kemal, bu durumu net bir şekilde ortaya koymuş ve kimin yolunun açık olacağını işaret etmiştir.Cumhuriyet baki kaldığı müddetçe mandacılar hayalleriyle beraber yok olup gideceklerdir.</strong></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>Esas hedefin Cumhuriyet olduğunu göremeyen gözler bu garip uykudan uyanmalı ve geleceğimizi emperyalizme tutsak etme hayaliyle yaşayan bu onursuzları iyi analiz etmelidir.</strong></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>Yıldırım SERDENGEÇTİ</strong></h3>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>30 KASIM 2008</strong></h3>
<p class="akst_link"><a href="http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/?p=511&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_511" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded><description>Ali Kemal Bey&amp;#8230;
İkinci meşrutiyet ve mütareke döneminin İttihat ve Terakki karşıtı aynı zamanda İngiliz Muhipler Cemiyetinin kurucularından olan meşhur Osmanlı yazarı&amp;#8230;
Damat Ferit Paşa Hükümetinde bir dönem Eğitim Bakanlığı,bir dönem de İçişleri Bakanlığı görevlerinde bulunmuş İngiliz hayranı bir gazeteci.Mustafa Kemal Paşanın başlattığı kurtuluş hareketinin açık düşmanı Ali Kemal&amp;#8230;
23 Nisan 1920&amp;#8242;de  Peyami Sabah gazetesindeki yazısında bakınız ne [...]</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/2008/11/30/ali-kemalin-heykelleri/</feedburner:origLink></item><item><title>TÜRKLER</title><link>http://feeds.feedburner.com/~r/misakimilli/~3/468672556/</link><category>Makale</category><category>Politika</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">sebnemozbek</dc:creator><pubDate>Fri, 28 Nov 2008 14:27:20 -0600</pubDate><guid isPermaLink="false">http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/?p=510</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><img src="http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/wp-content/uploads/kursad.jpg" alt="" width="318" height="442" /></p>
<p></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">&#8220;Tarih boyunca hangi ülke Türklerin eline geçtiyse o ülke maddi ve kültürel geriliğe gömülmüş, hangi ülke Türklerin elinden kurtulduysa yükselmiştir. Tarih boyunca Türkler; ele geçirdiği ülkeleri geliştirmemiş, yıkmıştır. Çünkü Türklerde geliştirme ve yönetme yetisi yoktur. Yalnızca yıkmayı ve savaşmayı bilirler. Bu nedenle ülkelerini parçalayacak ve Türkleri biz yöneteceğiz.&#8221; Bu metin 23 Haziran 1919 yılında İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Sırbistan, Japonya ve Amerika tarafından imzalanmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Oysa tarih; bu küstah emperyalistlerin söylediği şeylerin tam tersini yazmıştır. Türklerin İstanbul&#8217;u fetihten sonra Avrupa&#8217;da ünü yayılmış, Avrupa feodal yapısından boğulan insanlar akın akın Osmanlı&#8217;nın merhametli ve adil yönetimine sığınmıştır. Sadece çiftçiler, köylüler değil, Osmanlı topraklarına göç edenler arasında askerler de vardır. Margred Spohn; Avrupa&#8217;daki feodalitenin acımasızca ve kafalarına göre halktan vergi aldığı bir dönemde; Osmanlı&#8217;da vergilerin; açık, adil ve halkı yormayacak şekilde belirlendiğini duyan bu insanlar, Osmanlı&#8217;nın himayesine girmek için göç etmiştir.&#8221; diye yazar. Hatta Almanya&#8217;da Hans Rosenblut isimli yazar, sahneye koyduğu bir tiyatro oyununda; Türklerin gelip Alman aristokratları cezalandıracağı ve halkı kurtaracağını anlatmıştır. Fatih Sultan Mehmet&#8217;le aynı dönemde yaşayan ünlü siyaset bilimci Makyavelli; &#8220;Türk idaresinin o dönemde var olan tüm idarelerden daha iyi&#8221; olduğunu yazmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Bilim konusunda ise tüm insanlık Türklere çok şey borçludur. Söz konusu küstah emperyalist ülkelerden Amerika&#8217;nın keşfinde Piri Reis&#8217;in büyük katkısı vardı. Kendini beğenmiş ve Atatürk sayesinde boylarının ölçüsünü almış bu ülkeler; her yere kan ve şiddet götürdüğünü, hiçbir konuda gelişme sağlamadığını ileri sürdükleri Türklerden biri olan<span> </span>İbni Sina&#8217;nın eserlerini neden Latince&#8217;ye çevirdiklerinin cevabını dahi veremez. Ya Mimar Sinan&#8217;a olan hayranlıklarına ne demeli. Varsa yoksa Pasteur diyorlar ama ondan çok önce mikrobu bulan kişinin Fatih Sultan Mehmet&#8217;in de hocası olan Akşemseddin olduğunu kendileri de çok iyi biliyor. Ali Kuşçu olmasaydı matematikte bu kadar ilerleyebilirler miydi acaba?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Sanayideki durum ise bambaşkadır. &#8220;Türklerde geliştirme yetisi yoktur&#8221; cümlesinin altına imza atan İngiltere neden 1583 yılında Sir William Harborne&#8217;u; özellikle kumaş, iplik, boyama ve dokuma sanayisinde, ticari ve teknik konuları öğrenip İngiltere&#8217;ye getirmesi için &#8220;casus&#8221; olarak İstanbul&#8217;a gönderdi? Hatta<span> </span>Kraliçe&#8217;nin Türk dokumacılık bilgi ve teknolojisine sahip iki tane kumaş boyama ustasını ne pahasına olursa olsun İngiltere&#8217;ye getirmesi görevini verdiğini kendileri gibi İngiliz olan Richard Hakluyd isimli yazarın 8 ciltlik ansiklopedisini okusalardı bilirlerdi. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">İngilizler 1583 tarihini çok eski buluyorsa kendilerine 1800&#8242;lü yıllardaki casusluklarını hatırlatmak gerek. Batı; tekstili Türklerden öğrenmiş, bu konuda dünyaya nam salan Ankara keçisini ve işlenmemiş tiftik yününü ihraç edip kendileri üretmek istemiştir. Böylece dünyadaki Türk tekelini kırmayı hedeflemişler, ancak; Osmanlı ham tiftik dışsatımını yasaklayınca yasal olmayan yollara başvurmaktan çekinmemişlerdir. Dünya tiftik yünü tekelini Türkiye&#8217;nin elinden almak için, Ankara keçilerini<span> </span>kaçırıp uyum sağlayabilecekleri iklime sahip olan Afrika&#8217;da üretmeye çalışanlar İngilizler değil miydi? Hatta ilk Ankara keçisi kaçırma operasyonlarından, Osmanlının haberi olmuş ve kaçırılan 12 teke ile 1 dişi keçinin hepsinin kısırlaştırılmış olduğunu, Osmanlının kendileriyle dalga geçtiğini sonradan fark ettiklerini Sadri Etem &#8220;Çıkrıklar Durunca&#8221; isimli kitabında anlatmıştır. İngilizlerde çok iyi biliyordu ki 600 yıl boyunca, dünya tekstil devi olan Türklerin önünü kesebilmek için, kumaş ve boyama konusundaki bilgilerini çalmış ve geliştirmişlerdir. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Sadece bu casusluk olayları bile Batı&#8217;nın sanayi ve teknolojiyi Doğudan çaldığının ve daha sonra geliştirdiğinin kanıtıdır. Tarih; tüm bu gelişmeleri yazarken söz konusu metine imza atan ukala emperyalistlere İstanbul Hükümetinin veremediği cevabı; 28 Aralık 1919&#8242;da Mustafa Kemal Atatürk vermiştir:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">&#8220;Sözde ulusumuz yetenekten yoksunmuş! Bizler küçük bir aşiretten anavatanda bağımsız bir devlet kurduktan başka, Batı dünyasına da girmiş ve 600 yıl ayakta kalan bir İmparatorluk kurmuşuzdur. Bu büyük başarı sadece kılıç zoruyla yapılamaz. Tüm dünya bilir ki; Osmanlı ordusunu çok geniş olan topraklarının bir ucundan diğer ucuna olağanüstü bir hızla ulaştırır. Bu orduyu aylarca hatta yıllarca besler, giydirir, yönetir. Böylesi bir etkinlik yalnızca ordunun değil; cephe gerisinin de kusursuz bir şekilde yönetildiğinin kanıtıdır.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">ŞEBNEM ÖZBEK</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">28.11.2008</span></p>
<p class="akst_link"><a href="http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/?p=510&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_510" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded><description>

&amp;#8220;Tarih boyunca hangi ülke Türklerin eline geçtiyse o ülke maddi ve kültürel geriliğe gömülmüş, hangi ülke Türklerin elinden kurtulduysa yükselmiştir. Tarih boyunca Türkler; ele geçirdiği ülkeleri geliştirmemiş, yıkmıştır. Çünkü Türklerde geliştirme ve yönetme yetisi yoktur. Yalnızca yıkmayı ve savaşmayı bilirler. Bu nedenle ülkelerini parçalayacak ve Türkleri biz yöneteceğiz.&amp;#8221; Bu metin 23 Haziran 1919 yılında İngiltere, [...]</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/2008/11/28/turkler/</feedburner:origLink></item><item><title>MİLLİ EĞİTİM !</title><link>http://feeds.feedburner.com/~r/misakimilli/~3/467743205/</link><category>Makale</category><category>Politika</category><category>Atatürk</category><category>Hasan Tahsin Banguoğlu</category><category>Köy Enstitüleri</category><category>Milli Eğitim</category><category>Tevhid-i Tedrisat Kanunu</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">sebnemozbek</dc:creator><pubDate>Thu, 27 Nov 2008 15:56:54 -0600</pubDate><guid isPermaLink="false">http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/?p=509</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><img style="vertical-align: text-top;" src="http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/wp-content/uploads/ataders.jpg" alt="" width="532" height="375" /></p>
<p></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Atatürk tarafından yazdırılan ve 1940&#8242;lı yılların sonuna kadar okullarda okutulan kitaplarda tarih; Osmanlı&#8217;nın küçük bir aşiretten, bir dünya imparatorluğuna ulaşmasını; devlet bütçesinde açık vermemesi, dışsatımın her zaman dışalımdan fazla olması, bilime ve sanayileşmeye önem vermesi ile açıklarken; gerileme ve çöküş döneminde bunların tam tersinin yaşandığı eğer bilim, sanayi ve teknolojide üstünlük kuramazsak askeri alanda da üstünlüğümüzün gittikçe zayıflayacağı ve sonumuzun Osmanlıdan farkının olmayacağı şeklinde anlatılmıştır. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Görünen o ki tarihten ders alarak ileriye yönelmenin ilk adımının, okullarda verildiğini ve bunda da Türkiye&#8217;nin kısa sürede büyük bir başarı sağladığını gören emperyalist Amerika; Atatürk&#8217;ün yazdırdığı bu kitabın okutulmasını engelleyerek tarihinden habersiz, yapılan hataları bilemediği için ders alamayan nesiller yetiştirmemizi sağlayacak bir müfredatı, yıllar boyunca uygulamamıza neden olmuştur. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Bu uygulamanın başlangıç tarihi 1949&#8242;dur. Günaltay Hükümetinin Milli Eğitim Bakanı; Hasan Tahsin Banguoğlu, Türkiye ile Amerika arasında Eğitim Komisyonu Kurulması ile ilgili olarak Fulbright Anlaşmasına imza atmıştır. Anlaşmanın özellikle 5. maddesi çok önemlidir: &#8220;Komisyon 4&#8242;ü Türk, 4&#8242;ü Amerikan olmak üzere 8 üyeden kurulacaktır. Komisyonun fahri başkanı Amerika&#8217;nın Türkiye Büyükelçisi olacaktır. Komisyonda oyların eşit olması durumunda kesin kararı; Komisyon başkanı yani Amerikan Büyükelçisi verecektir.&#8221;<span> </span><span> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Bu 4 Amerikan vatandaşının CIA ajanı olma ihtimali sanırım yüzde yüze yakındır. İsmet İnönü&#8217;nün Cumhurbaşkanı olduğu dönemde imzalanan bu anlaşma ile Amerika; eğitim sistemimizin nasıl olacağına, hangi derslerin okutulacağına karar verdiği gibi, Amerikan yanlısı kadroların tohumlarını da atmış oldu. Aynı zamanda Türkiye&#8217;deki okul ve yüksek öğrenimlere Amerika&#8217;dan uzman kişiler gönderilecek ve onlar eğitim vereceklerdi. Türkiye&#8217;den de Amerika&#8217;ya öğretim görevlileri gönderilebilecekti. İşte okullarda dini eğitimin zorunlu tutulduğu dönem; Amerika tarafından eğitim sistemimizin şekillendiği bu dönemde başlamıştır. Bu anlaşma ile; Milli Eğitim Bakanının dahi inisiyatifi kalmamıştır. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Bu anlaşmanın ardından binlerce Türk; Amerika&#8217;ya eğitilmek ve etkilenmek amacıyla gitti, binlerce Amerikalı da Türkiye&#8217;ye eğitmek ve etkilemek amacıyla geldi. Tabi bu Amerika&#8217;ya gönderilenler dönüşte, üst düzey devlet memuru olarak işe yerleştirildi. Bu kişiler etkilendikleri ve eğitildikleri gibi Atatürkçü, yurtsever kadroları tasfiye edip; yanlarına kendileri gibi kişileri getirdi. Köy Enstitülerini kapattı, Bölge Yatılı Okullarını tasfiye etti. Bugün bir çok alanda olduğu gibi eğitimde de Türkiye&#8217;nin ilk dönemlerindeki atılımın ve milli ruhun olmayışının nedeni budur. Amerika&#8217;da eğitim görüp etkilenmeyen çok az sayıdaki insan ise; hak ettikleri ilgi ve mevkilere sahip olamadılar. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Sakın bu konuda sadece İnönü&#8217;yü suçlamayın. O anlaşmanın imzalanmasına olur vererek ilk adımı atmıştır. Sonraki gelişmeler bize gösteriyor ki o anlaşmayı, İnönü imzalamasaydı Menderes imzalardı. Bu konuda 1949 yılından bu güne kadar gelen tüm hükümetler suçludur. Çünkü bu anlaşma hala yürürlüktedir! Hatta bu anlaşmaya istinaden Amerika&#8217;nın isteği doğrultusunda Eğitim sistemimizle ilgili en az bu anlaşma kadar kötü bir çok adımlar atılmıştır. İnönü&#8217;nün açtığı kapıyı örneğin; muhafazakar ve merkez sağ parti olan Adalet Partisi ve Başbakan S. Demirel daha da genişletmiştir. 1970&#8242;lerde İmam Hatiplilerin de içinde bulunduğu üniversite mezunlarına, 4 aylık hızlandırılmış kurs sonunda öğretmen olma hakkı tanınmıştır. Aynı hakkı gene merkez sağ partisi ve Demirel&#8217;in öğrencisi Çiller de 1996 yılında vermişti. Bugün öğretmenlik eğitimi dahi almamış kişilerin yetiştirdiği çocuklar 30&#8242;lu yaşlarındadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><br />
</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Bir başka örnek ise Milli Eğitim Geliştirme Komisyonuyla ilgili. 1994 yılında Milli Eğitim Geliştirme Komisyonunun 60 personelinden 40&#8242;ı Amerikalıydı. Bugün de bu üçte ikilik oranda bir değişiklik olduğunu sanmıyorum. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">İşte Atatürk&#8217;ün çok önem verdiği Tevhid-i Tedrisat Kanunu; bugün hala yürürlükte olmasına rağmen, ne yazık ki eğitimde birlikten söz etmek artık mümkün değil. Amerika&#8217;nın bizdeki <span> </span>eğitimin birliğini yok etmek için dayattığı ilk şey; komünist ve dinsiz Sovyetlerden etkilenecek gençlerin önünü kesmek bahanesiyle; İmam Hatiplerin açılmasını sağlamak olmuştur. Amerika ve Türkiye&#8217;deki işbirlikçisi tüm hükümetler; ihtiyaç olunan din görevlisini yetiştirmek için değil, arka bahçelerinin bulunması için gereğinden fazla İmam Hatip Okulu açmış ve burada yetişenleri sadece din adamı olarak değil; bir çok devlet kurumuna yerleştirmiştir. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Bugün &#8220;Kemalist sistem çökmüştür, Türkiye ilerlemek istiyorsa Atatürkçü düşünceden vazgeçmelidir&#8221; diyenler belki bilmez ama; Amerikan Başkanı Clinton; tıpkı Atatürk&#8217;ün 1925&#8242;te söylediği &#8220;Türk ulusu vereceği eğitimi mektep ve medrese olarak pay edemez. Eğitim birliği sağlanmadan aynı düşünce ve anlayışta bireyler yetiştirmek mümkün değildir&#8221; beyanatıyla aynı anlama gelen; &#8220;Amerika&#8217;da farklı eğitim sistemlerinin olması kabul edilemez. Amerika&#8217;da tek bir eğitim anlayışı hakim olmak zorundadır ve olacaktır!&#8221; beyanını vermiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Gördüğünüz gibi İnönü ile başlayan ve o gün bu gündür zincirleri Amerika&#8217;nın elinde olan prangalara bağlanmış Milli Eğitimimiz; ne yazık ki Atatürk&#8217;ün &#8220;Efendiler; yetişecek çocuklarımıza görecekleri eğitimin sınırı ne olursa olsun her şeyden önce; Türkiye&#8217;nin bağımsızlığına, kendi benliğine, ulusal geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmenin gereği öğretilmelidir&#8221; sözlerini benimsemiş öğretmenlerin tasfiyesi için çalışan,<span> </span>Atatürkçü düşüncenin tam tersinin hakim olduğu bir anlayışa sahip öğretmenlerin, kadrolaşmasına çaba harcayan Amerikalı uzmanların elindedir. Bu sadece Milli Eğitim için değil; diğer tüm Bakanlıklar için de geçerlidir. AKP Hükümetinden bu durumu değiştirmesini beklemek abesle iştigaldir. Umarım ki bundan sonraki hükümetler; Milli Eğitimden başlayarak tüm bakanlıklarımızın, iplerini geri almayı ve milli politikalar üretmeyi başarabilsinler.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">ŞEBNEM ÖZBEK</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">27.11.2008</span></p>
<p class="akst_link"><a href="http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/?p=509&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_509" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded><description>

Atatürk tarafından yazdırılan ve 1940&amp;#8242;lı yılların sonuna kadar okullarda okutulan kitaplarda tarih; Osmanlı&amp;#8217;nın küçük bir aşiretten, bir dünya imparatorluğuna ulaşmasını; devlet bütçesinde açık vermemesi, dışsatımın her zaman dışalımdan fazla olması, bilime ve sanayileşmeye önem vermesi ile açıklarken; gerileme ve çöküş döneminde bunların tam tersinin yaşandığı eğer bilim, sanayi ve teknolojide üstünlük kuramazsak askeri alanda da [...]</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/2008/11/28/milli-egitim/</feedburner:origLink></item><item><title>HEDEFLERİ BELLİ</title><link>http://feeds.feedburner.com/~r/misakimilli/~3/466696371/</link><category>Makale</category><category>Politika</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">sebnemozbek</dc:creator><pubDate>Wed, 26 Nov 2008 16:46:15 -0600</pubDate><guid isPermaLink="false">http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/?p=508</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Artık açıkoturumları izlemek istemiyorum. Hangi kanalı açarsam açayım karşımda sadece iki konu var. Birincisi &#8220;Sivil Anayasa&#8221; ikincisi &#8220;Kürt Sorunu.&#8221; Her iki konudaki açıkoturumları izlediğim akşamlar uykularım kaçıyor. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><br />
</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Aslında iki konu da tek bir hedefe kilitlenmiş durumda. Federasyon. Sivil anayasa ile üniter yapımızla ilgili maddeler değiştirilecek ve federasyon için gereken maddeler eklenecek. Kürtlerle çok büyük sorunlarımız ve farklılıklarımız varmış gibi göstererek de Kürtler kışkırtılıp federasyona gidecek zeminden sonra, ayrılma ayağı tamamlanacak.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Tarihte hiçbir ülke yoktur ki; üniter yapısını bozup federasyona geçsin ve bölünmeden bütünlüğünü korusun. Bakın Yugoslavya&#8217;ya. 1943 yılına kadar &#8220;Krallık&#8221; ile yönetilen Yugoslavya 1946 yılında Federal Halk Cumhuriyetine dönüştü. Yükselen &#8220;etnik milliyetçilik&#8221; Yugoslavya&#8217;yı da etkiledi ve kanlı iç çatışmaların yaşandığı bir süreç sonucu, tek ülkeden 7 adet yeni ülke çıktı. Aynı şey Çekoslovakya Federasyonu için de geçerli. Onlar da 2&#8242;ye ayrıldılar. Belçika&#8217;da ise durum bizim tam tersimiz. Örnek gösterilen bir sosyal yapı, demokrasi ve ekonomiye sahip oldukları halde; Valon ve Flamanlar&#8217;ın ayrı devletler kurmak istemelerine, AB izin vermiyor.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Etnik milliyetçiliği körükleyen ve federasyon yapısının parçalanmasını sağlayanlar ise; her zaman emperyalist devletler ve onlar için çalışan sözde aydınlar ile sivil toplum kuruluşları ve sorun çıkartılması için gönderilen ajanlardır. Özellikle Amerika&#8217;nın Irak&#8217;ı işgalinden sonra; Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizdeki &#8220;yabancı turist&#8221; sayısının artış hızı ile &#8220;yapay&#8221; etnik sorunların; TV ekranlarında sözde aydın kişiler ve sivil toplum örgütlerince gündeme getirilmeye başlanması; aynı döneme denk gelmektedir. </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Aynı kişiler; bir yandan bu &#8220;yapay&#8221; sorunu dile getirirken; &#8220;federasyon sistemine&#8221; onay verecek şekilde düzenlenecek &#8220;sivil anayasayı&#8221; da çözüm olarak sunmaktadırlar. </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Oysa bu ülkede; ne bahsedilen çözümün federasyonu gerektireceği kadar büyük bir Kürt sorunu vardır ne de sıradan halkın derdi sivil anayasadır. </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Bizim için öncelik sivil anayasa değil; seçim yasası ve partiler yasasında değişikliğe gidilmesidir. Partilerin kendi içinde lider diktasından kurtulup, demokratik bir yapıya kavuşmasını sağladıkları, baraj saçmalığını kaldırıp insanların &#8220;parlamentoya giremez oyum boşa gider&#8221; endişesi taşımadan rey kullandığı Türkiye; sivil anayasa ile sözde demokratik özde ise bölücülük içerecek maddelerle kavuşacağı demokrasiden, çok daha etkili ve başarılı bir demokrasiye sahip olacaktır.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Ancak ne Avrupa Birliği ne de Amerika; anti-demokratik parti ve seçim yasamızla ilgili en ufak bir düzenlemede bulunmamız yönünde çağrıda bulunmazken; yapay bir şekilde körükledikleri, etnik Kürt milliyetçiliğine çözüm olabileceğini savundukları ve üniter yapımızı yok edecek sivil anayasa değişikliği için ısrar etmektedirler.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>İşin vahim tarafı ise emperyalistlerle işbirliği içinde olan kişiler, kurulmuş oyuncak gibi ekranlarda sürekli; yürürlükteki anayasamızın Türkiye&#8217;nin ilerlemesinin önünde bir duvar oluşturduğundan, özellikle anayasanın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddelerinin ve Atatürk ilkelerinin kesinlikle değiştirilmesi gerektiğinden bahsederek; izleyicilerde, onlarla aynı görüşte bir düşüncenin oluşmasını sağlamaya çalışmaktadırlar. Böylece zamanla izleyenler söylenenleri o kadar kanıksayacak ki ekranda konuşan emperyalist maşası sözde aydınları, kendi düşüncelerini dile getiriyor sanacak ve en önemli adım olan; vatandaşın alıştırılması, benimsemesi sağlanacaktır. </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span><br />
</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>AKP Hükümeti; ülke yönetimini üniter yapıdan, federasyona doğru yönlendireceği sinyalini; 37 yıl boyunca onaylamadığımız &#8220;İkiz Yasalar&#8221;ı iktidara gelir gelmez TBMM&#8217;de onaylayarak vermişti. Daha önce &#8220;AKP&#8217;ye Neden Destek Oluyorlar&#8221; isimli yazımda ayrıntılarıyla bahsettiğim ve en önemli maddelerinden biri; &#8220;</span><strong><span style="font-weight: normal;">Bütün halklar kendi kaderlerini tayin hakkına sahiptir. Bu hakkı kullanarak halklar kendi statülerini serbestçe tayin edebilir ve ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmelerini serbestçe sürdürebilirler&#8221; olan İkiz Yasalarla; federasyon için gereken en önemli adım atılmış oldu. </span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><strong><span style="font-weight: normal;"> </span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><strong><span style="font-weight: normal;">Nitekim; Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir bu yasaya istinaden; &#8220;Batman&#8217;daki petrol ve su kaynaklarının yerel yönetime; yani kendine verilmesi&#8221; gerektiğini beyan etmiş, hatta daha da ileri giderek; &#8220;Vali ve Belediye Başkanı görevinin seçilmiş tek kişi tarafından yerine getirilmesi gerektiğini&#8221; söyleyip &#8220;İkiz Yasanın&#8221; kendine verdiği &#8220;kendi kaderini tayin hakkını&#8221; yani Federasyon Sistemini istediğini açıkça ifade etmişti.</span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><strong><span style="font-weight: normal;"> </span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><strong><span style="font-weight: normal;">Şimdi bu yasanın yürütülmesi ile ilgili bacak da tamamlandı. AB&#8217;nin isteği ve gözetimi doğrultusunda hazırlanan &#8220;Bölgesel Kalkınma Ajansları&#8221; ile Türkiye 8 eyalete bölündü.</span></strong>İstanbul, Konya, Samsun, Erzurum, Van, Gaziantep, Diyarbakır ve Mardin &#8220;merkez&#8221; iller seçildi. Çevre iller de bu merkezlere bağlanacak. Kalkınma kurulu, illerin dengeli şekilde temsilini sağlayacak şekilde, toplam 100 üyeden oluşacak. Kalkınma kurulunda; kamu kurum ve kuruluşları ile özel kesim ve sivil toplum kuruluşları temsil edilecek. Bu kurul &#8216;kalkınma için&#8217; yabancı ülkelerle doğrudan temasa geçebilecek. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Bu noktada çok dikkatli olmamız gereken bir husus var. Türkiye&#8217;de anayasa gereği merkezi bütçe söz konusudur. Sivil anayasa değişikliğinde; İkiz Yasanın hayata geçirilmesiyle, yerel yönetimlere bölgesel bütçe verilmesi yasallaşırsa o zaman günümüz Türkiye Cumhuriyetinin artık sona erdiğini ve üniter devlet şeklinden federasyona geçtiğimizi rahatlıkla söyleyebiliriz. <span> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Böyle bir madde sivil anayasaya eklenecek olursa; Osman Baydemir&#8217;in istediği gibi yer altı kaynak geliri; merkezi bütçe ortadan kaldırıldığı için bölgesel bütçeye sahip yerel yönetime ait olacak. Gördüğünüz gibi önceden çıkartılan bir çok yasanın ne amaçla çıkartıldığı şimdi daha net anlaşılmaktadır. Yer altı kaynaklarından petrolün; çıkartma ve işletme hakkının TPAO&#8217;dan alınıp geniş yetkilerle yabancı şirketlere verilmesi gibi. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Bu yasayı bölgeler arası ekonomik dengesizliği gidermek için uygulamaya koydurduklarını söylemektedirler. Ancak Kalkınma Ajansları; bölgesel dengesizliğe merhem olmak şöyle dursun; bilakis daha da arttırıcı bir uygulamadır. Örneğin göz koydukları bu 8 bölgeden bir kaçına sürekli AB fonu aktararak, ekonomik dengesizlikleri büyütüp; sözde Güneydoğu sorunu gibi kendi elleriyle &#8220;Benim ekonomim iyi. Diğer bölgeler benim üzerimden geçiniyor ikiz yasalardan yararlanmak ve ayrı bir devlet olmak istiyorum&#8221; gibi &#8220;yapay&#8221; sorunlar yaratmayacaklarının garantisi var mıdır? Gerçektende AB&#8217;nin Türkiye&#8217;yi tümüyle kalkındırmak için böyle bir planı dayattığına inanmak saflıktır. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">TBMM&#8217;ne bağlı olmayan ve 100 kişiden oluşacak bölgesel meclislerden söz ediyoruz! Bu meclisler bölge ile ilgili her türlü ekonomik, sosyal ve siyasi kararları alma hakkına sahip olacak. AKP Hükümetinin &#8220;Yabancıya Toprak ve Mülk Satışı&#8221; yasasını çıkardığını da göz önüne aldığımız zaman; örneğin Urfa ve çevresinin Yahudiler için vaat edilmiş topraklar olduğunu, Van ve çevresi için Ermenilerin anayasalarında bile &#8220;bizim&#8221; dediğini<span> </span>hesaba kattığımızda; bu 100 kişilik bölgesel mecliste, kimlerin yer alabileceğini ve ne gibi kararlar çıkabileceğini düşünüyorum da! Umarım uykularım boşuna kaçıyordur. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">ŞEBNEM ÖZBEK</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">26.11.2008</span></p>
<p class="akst_link"><a href="http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/?p=508&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_508" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded><description>
Artık açıkoturumları izlemek istemiyorum. Hangi kanalı açarsam açayım karşımda sadece iki konu var. Birincisi &amp;#8220;Sivil Anayasa&amp;#8221; ikincisi &amp;#8220;Kürt Sorunu.&amp;#8221; Her iki konudaki açıkoturumları izlediğim akşamlar uykularım kaçıyor. 


Aslında iki konu da tek bir hedefe kilitlenmiş durumda. Federasyon. Sivil anayasa ile üniter yapımızla ilgili maddeler değiştirilecek ve federasyon için gereken maddeler eklenecek. Kürtlerle çok büyük sorunlarımız [...]</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/2008/11/27/hedefleri-belli/</feedburner:origLink></item><item><title>CDS ORANI VE EKONOMİK GİDİŞAT</title><link>http://feeds.feedburner.com/~r/misakimilli/~3/465625613/</link><category>Makale</category><category>Politika</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">sebnemozbek</dc:creator><pubDate>Tue, 25 Nov 2008 18:46:15 -0600</pubDate><guid isPermaLink="false">http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/?p=507</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><img src="http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/wp-content/uploads/borsakriz.jpg" alt="" /><br />
<br />
<span style="font-size: medium;"><span style="color: black;">Ekonominin kötüye doğru yol aldığını biz sade vatandaşlar; cebimize giren paranın her geçen gün eridiğine şahit olarak gözlemliyoruz. Dövizdeki ani ve yüksek dalgalanmalar, bir çok sektörde üretimin durdurulduğu ya da yavaşlatıldığı haberleri, işsizlik oranlarındaki yükselişler, bankaların kredi ayakları konusundaki endişeleri ve bunun gibi bir çok veri; bize ekonomik bir krizin gün geçtikçe daha da derinleşeceğini gösteriyor. </span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;">Konuya uluslar arası ekonomik kıstaslarla baktığımız zaman belki durumun ağırlığı daha net anlaşılır.</span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;">Türkiye&#8217;de gerek banka gerekse reel sektörün önümüzdeki günler için en büyük korkusu yurtdışından kısa ve orta vadeli sendikasyon kredisi bulamamasıdır. </span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;">Bugün Koç Holding gibi bir firma bile 600 milyon dolarlık sendikasyon kredisinin onaylanmasını beklemektedir. </span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;">Reel sektöre verilecek kredi için kıstaslardan biri de, şirket; ne kadar iyi durumda olsa, ne kadar kar açıklasa da; ülke kredilibite notu düşükse; söz konusu borcu alma ihtimali o kadar azdır. </span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;">İşte buradan hareketle baktığımız bir oran var: CDS. Türkiye&#8217;nin kredi piyasalarındaki önemli verilerden biri olan CDS oranı, sürekli yükseliş eğilimi göstermektedir. </span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;">CDS&#8217;nin ne olduğunu kısaca anlatmaya çalışayım: CDS oranı; bir ülkenin veya şirketin borçlarını ödememe ihtimaline karşı alınan sigortaya ödenen prim demektir. Yani bu prim ne kadar yüksekse o ülke veya şirket o kadar riskli demektir. Prim yüzde şeklinde yıllık ya da 5 yıllık olarak açıklanır. Yani bir şirket 1 milyon dolarlık borç aldığı zaman bu 1 milyon dolarlık borç sigortalanmaktadır. Örneğin bir şirketin CDS oranı 200 ise; o şirketin her yıl için; aldığı sigortalanmış borcuna karşılık bulunduğu ülke %2 prim ödemek zorundadır.</span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;"><span> </span></span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;">Gelelim Türkiye&#8217;deki verilere: Türkiye&#8217;nin CDS 2007 yılı sonu oranı ortalama 150 iken; AKP&#8217;nin kapatma davasının görüldüğü döneminde; bu oran ikiye katlamış ve 308 olmuştur. Yani borcun sigortalanması karşılığında ödenecek prim; her yıl için %3,08 düzeyine yükselmiştir. Ancak uzmanların; bu yükselişin sadece %10-15&#8242;lik kısmının kapatma davasıyla ilgili olduğunu, geri kalanının ise; Türkiye&#8217;nin ekonomik risk oranının gittikçe yükselmesiyle alakalı olduğunu söylediğini de belirtmeliyim. </span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;">CDS oranı; Başbakan Erdoğan&#8217;ın &#8220;Felaket tellallığı yapmaya gerek yok. Türkiye&#8217;de söylendiği kadar büyük bir kriz yaşanmamaktadır&#8221; sözlerini geçersiz kılacak şekilde Kasım 2008 itibariyle 530&#8242;a fırlamıştır. Yani ödenecek prim %5,3 olmuştur. Basit bir şekilde anlatırsam; Türkiye ekonomisinin; önümüzdeki 5 yıl içerisinde borçlarını ödeyememe ve batma olasılığı uluslar arası sigorta kuruluşları tarafından belirlenen orana göre %5,3&#8242;tür.</span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;">Erdoğan&#8217;ın &#8220;Küresel kriz en az Türkiye&#8217;yi etkileyecek&#8221; beyanı ise gene gerçeği yansıtmamaktadır. Kasım 2008 itibariyle diğer ülkelerin CDS oranlarından bazılarını sırlayayım: Fransa; 47, Almanya; 32, İspanya; 95, İtalya 120. Bize en yakın orana sahip ülke ise: Yunanistan; 175.</span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;">Yani 5 yıllık sigorta bedeli olarak her yıl, devletin kendisinin ve özel sektörün borç toplamı karşılığı ödeyeceği sigorta pirimi; Fransa&#8217;nın %0,47, İtalya&#8217;nın %1,20, Yunanistan&#8217;ın %1,75 iken Türkiye&#8217;nin %5,3&#8242;tür.</span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;">Bir başka şekilde söyleyecek olursam; önümüzdeki 5 yıl içerisinde Fransa&#8217;nın borçlarını ödeyememe olasılığı %0,47, İtalya&#8217;nın %1,20 iken Türkiye&#8217;nin %5,3&#8242;tür. </span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;">Bir ülkenin krizi fırsata çevirmesi için &#8220;Dış Ticaret Fazlası&#8221; vermesi ya da en azından ödemeler dengesini tutturması gerekir. Bizim durumumuz ise tam tersidir. Dış ticaretimiz 1946 yılından itibaren açık vermeye başlamış ve bu açık AKP iktidarı boyunca da <span> </span>katlanarak artmıştır. 6 yıl boyunca ithalat artışı; ihracat artışının %36 üzerinde gerçekleşmiş ve açığın katlanarak artmasına neden olmuştur. Eylül ayı itibariyle dış ticaret açığımız; 75,6 milyar dolardır. Türkiye&#8217;nin gerek kamu gerekse özel sektörünün dış borç bulma oranının düşüklüğünü de göz önüne aldığımız zaman; krizi fırsata çevirme gibi bir durumun çok küçük bir olasılık olduğunu söylemek zorundayız. </span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;">Ancak Başbakanın söylediği gibi krizi fırsata çevirenlerin hiç olmadığını söylemek de saflık olur. Örneğin gazete ve TV kanalı satın alan ve dövizle borçlanan bir holdingin; dövizdeki bu dalgalanmalar işine gelmektedir. Bu holdingin tüm döviz işlemleri inceleme geçirse; düşük kurdan döviz alıp, en yüksek noktadan sattığı; sonra dalgalanma devam edip YTL döviz karşısında değer yitirdiğinde; gene dövize yöneldiği ve iki devlet bankasından aldığı kredilerin bir bölümünü, kur farkları sayesinde karşıladığı, eminim gözden kaçmayacaktır. Yoksa döviz bir anda sihirli değnek değdiği için mi düşüyor; iki gün sonra da yükseliyor sanıyorsunuz?</span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: medium;"><span style="color: black;">ŞEBNEM ÖZBEK</span></span></p>
<p><span style="color: black;"><span style="font-size: medium;">25.11.2008</span></span></p>
<p class="akst_link"><a href="http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/?p=507&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_507" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded><description>

Ekonominin kötüye doğru yol aldığını biz sade vatandaşlar; cebimize giren paranın her geçen gün eridiğine şahit olarak gözlemliyoruz. Dövizdeki ani ve yüksek dalgalanmalar, bir çok sektörde üretimin durdurulduğu ya da yavaşlatıldığı haberleri, işsizlik oranlarındaki yükselişler, bankaların kredi ayakları konusundaki endişeleri ve bunun gibi bir çok veri; bize ekonomik bir krizin gün geçtikçe daha da derinleşeceğini [...]</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/2008/11/26/cds-orani-ve-ekonomik-gidisat/</feedburner:origLink></item><item><title>BUGÜNÜN ÖNEMİ</title><link>http://feeds.feedburner.com/~r/misakimilli/~3/464024348/</link><category>Makale</category><category>Politika</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">sebnemozbek</dc:creator><pubDate>Mon, 24 Nov 2008 10:15:31 -0600</pubDate><guid isPermaLink="false">http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/?p=506</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p><span style="font-size: medium;">ÖĞRETMENLER GÜNÜ</span></p>
<p><img src="http://okulweb.meb.gov.tr/55/04/195739/images/ataturk/ATATURK2.JPG" alt="" width="447" height="320" /><br />
</p>
<p><span style="font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Ünlü Türk Hakanlarından Gazan Han (1295-1304) <span> </span>her Cuma kurultayı toplar; halkın sorunlarını dinler, konu üzerinde bilgi sahibi danışmanlarına, konuları dağıtır ve bir sonraki Cuma günü danışmanlarının verdiği cevabı ve çözümü okur, sorunlu olan kişiye ilettirirmiş. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Bir gün danışmanı gelen sorunla ilgili cevabı Hakana iletmiş. Gazan Han cevabı okurken kağıdın başında yazan; un, yağ, odun gibi konuyla alakalı olmayan birkaç cümle olduğunu görmüş. Bunların ne olduğunu danışmanına sormuş. Danışman kızarıp bozararak: kalabalık bir ailesi olduğunu, aldığı paranın geçinmesine yetmediğini, sabah evden çıkarken karısının; &#8220;Un yok ki ekmek yapayım, yağ yok ki yemek yapayım, odun yok ki ısınalım&#8221; dediğini, bu sözlerin aklında kaldığını ve fark etmeden kağıda yazdığını anlatıp, af dilemiş. Gazan Han&#8217;ın danışmanına verdiği cevap şu olmuş: &#8220;Asıl sen beni affet. Ben halkımın işlerini; kanun ve nizam içinde halledip, vardığı neticeleri adaletli sayacak kadar vazife mesuliyeti verdiğim adamın kafasının içinde; odun, un, yağ kaygıları varken, ödevini yapamayacağını düşünmeliydim.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Bugün Öğretmenler Günü. Türkiye&#8217;deki öğretmenlerin %72&#8217;sinin ek iş yapmak zorunda olduğunu okuduğumda bu hikaye geldi aklıma. Gazan Han&#8217;ın danışmanı nasıl ki, geçim kaygısı ile işine yoğunlaşamamışsa; öğretmenlerimiz de aynı kaygıyla kendilerine emanet edilen; Türkiye&#8217;nin geleceğini oluşturacak çocuklara yoğunlaşamamakta, akıllarında; kredi kartı borcu, ev kirası, doğal gaz, elektrik, su faturalarını nasıl ödeyeceği sorunu olduğu için; işlerine kendilerini verememektedir. Bugünün ve yarının gençlerinin iyi eğitilmemelerinin altında yatan en önemli nedenlerden biri de budur. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Başta Başöğretmenim Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, annem, babam ve her şeye rağmen meslek aşkını tüm sorunlarının önünde tutan öğretmenlerimin bu kutsal gününü canı gönülden kutlarım. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">ATATÜRK SOYADI</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Bugün aynı zamanda Mustafa Kemal&#8217;e; ATATÜRK soyadının verilişinin de 74. yıldönümüdür. Anıtkabir Eski Komutanı Ali Güler&#8217;in; &#8220;Hemşehrimiz Atatürk&#8221; kitabında Gazi&#8217;ye soyadının nasıl ve kimler tarafından verildiği şu şekilde anlatılmaktadır: </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">&#8220;1934 yılında çıkartılan 2525 sayılı kanunla, her Türk&#8217;ün bir soyadı taşıması mecburi hale getirildi. Kanunla beraber; Gazi Mustafa Kemal&#8217;e ne soyadı verileceği konusu tartışılmaya başlandı. Bazı ileri gelen dil ve tarihçilerin de yer aldığı, Gazi&#8217;nin sofrasında ya da parti binasında O&#8217;na layık bazı isim saptamalarında bulunulmaya çalışılıyordu. Tespit edilen bazı isimler şunlar olmuştu: Etel, Etil, Etealp, Korkut, Beşe, Türkata, Türkatası, Ulaş. Gazi kendisine iletilen bu isimleri &#8220;bir kere de arkadaşlarla konuşalım&#8221; diyerek ikinci görüşmeye ertelemişti. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">İkinci görüşmede üzerinde durulan; Türkata, Türkatası isimleriyle ilgili; Türk Dil Kurumunda da çalışmış, Türkçe&#8217;yi ve Osmanlıca&#8217;yı çok iyi bilen Konya Milletvekili; Naim Hazım Onat söz istedi. &#8220;Türkata veya Türkatası isimleri; gerek yazılışta gerekse söylenişte bana biraz tuhaf geliyor. Tarihimizde; Beyin, şehzadenin, hatta hükümdarın ilimde, askerlikte müşaviri, hocası anlamına gelen; &#8220;Atabey&#8221; ünvanı vardır. Bu ünvanı taşıyan bir çok Türk büyüğü olmuştur. Biz de; Türk&#8217;e her konuda ustalık etmiş, O&#8217;nu korumuş, istiklaline kavuşturmuş Gazimize; ATATÜRK soyadını verelim. Bu şekliyle şivemize daha munis geliyor.&#8221; Mustafa Kemal ve toplantıdaki diğer şahıslar bu açıklamaların ışığında ATATÜRK soyadında karar kılmıştı.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Bu karar; Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal&#8217;e, ATATÜRK soyadının verilmesi hakkındaki kanunun 1. Maddesindeki &#8220;Kemal öz adlı (öz adı Kemal olan) Cumhurbaşkanımıza; ATATÜRK soyadı verilmiştir&#8221; şekliyle kesinleşmiştir. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Bu madde 24 Kasım 1934 tarihli TBMM toplantısında oybirliğiyle kabul edilmiş, 27 Kasım 1934 tarihinde de resmi gazetede ilan edilmiştir. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Gazi; soyadını bile belirlerken, Türk tarihini esas almayı ihmal etmemiş, özellikle Selçuklu Türklerinin kullandığı &#8220;Atabey&#8221; ünvanıyla aynı anlama gelen; ATATÜRK ismini tercih etmiştir.<span> Bugün ise sözde demokrasi adına ve Avrupa Birliğinin isteği üzerine Türklüğe hakaret serbest bırakılmıştır.<br />
</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">ŞEBNEM ÖZBEK</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">24.11.2008</span></p>
<p class="akst_link"><a href="http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/?p=506&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_506" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded><description>ÖĞRETMENLER GÜNÜ


 
Ünlü Türk Hakanlarından Gazan Han (1295-1304)  her Cuma kurultayı toplar; halkın sorunlarını dinler, konu üzerinde bilgi sahibi danışmanlarına, konuları dağıtır ve bir sonraki Cuma günü danışmanlarının verdiği cevabı ve çözümü okur, sorunlu olan kişiye ilettirirmiş. 
Bir gün danışmanı gelen sorunla ilgili cevabı Hakana iletmiş. Gazan Han cevabı okurken kağıdın başında yazan; un, [...]</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/2008/11/24/bugunun-onemi/</feedburner:origLink></item><item><title>İNGİLTERE VE PKK</title><link>http://feeds.feedburner.com/~r/misakimilli/~3/461297968/</link><category>Makale</category><category>Politika</category><category>İngiltere</category><category>PKK</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">sebnemozbek</dc:creator><pubDate>Fri, 21 Nov 2008 17:45:21 -0600</pubDate><guid isPermaLink="false">http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/?p=505</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>30 Ocak 1972&#8242;de Londonderry&#8217;de İngiliz askerlerin; Katolik göstericilerin üzerine ateş açması sonucu 14 kişi öldü, yüzlerce kişi de yaralandı. İngiliz barbarlığı yıllarca; Protestan halkın sorgusuz sualsiz öldürülmelerine, haksız yere hapis yatmalarına neden oldu.Üzerinden bir çakı bile çıkmadığı halde sırtından vurulan ya da işkencede öldürülen bir çok İrlandalı; yükselen gerilimin de etkisiyle IRA&#8217;ya destek olmaya başladı. Ancak IRA&#8217;yı diğer terör örgütlerinden farklı kılan bir yönü vardı. IRA; genelde terör eylemlerini tanınmış kişilere suikast düzenleme şeklinde gerçekleştirdi. Yani suçlu olduğuna hükmettikleri kişileri öldürmeyi tercih etti. Örneğin IRA; en güçlü olduğu dönem olan 1973-1983 yılları arasında 100 kadar kişiyi öldürdü. Eğer bir topluluğa karşı eylem planladılarsa; bunu birkaç saat öncesinden İngiliz polislere bildiriyorlardı. Yani metroda bir bomba patlatacaklarsa; masum siviller zarar görmesin diye, bölgenin boşaltılması için gereken süre kadar önceden; polise kendileri ihbarda bulunuyordu. IRA&#8217;yı diğer terör örgütlerinden ayıran en büyük özellik işte budur. </span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>İngiliz asker ve polisinin despot ve sorgu kabul etmez tavrına karşı İrlandalılar; seslerini duyurabilmek için bir siyasi parti kurdu. Sinn Fein isimli bu parti; IRA&#8217;nın siyasi kanadı oldu. </span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Başbakan Thatcher döneminde; dünyaya kendilerini tarafsız basın olarak tanıtan İngiltere&#8217;nin en köklü basın-yayın kuruluşları da dahil tüm kuruluşlar; Sinn Fein liderine ve bütün partiye karşı sansür uyguladı. TV kanalları; Sinn Fein Partisinin Genel Başkanı Gerry Adams&#8217;ın basın açıklamalarını gerçek sesiyle değil; robot sesle yayınladı. </span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>İşte medeniyet beşiği İngiltere&#8217;nin; masum sivillerin ölmemesi için kendi eylemlerini dahi önceden güvenlik güçlerine haber veren, &#8220;benim terör örgütüm&#8221; olarak baktığı IRA&#8217;ya ve onun siyasi uzantısı olan Sinn Fein Partisine yaptığı uygulama bu. </span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Peki aynı İngiltere&#8217;nin &#8220;senin terör örgütün&#8221; diye baktığı PKK&#8217;ya karşı tavrı ne? İsterseniz bunu eli kanlı katil Apo&#8217;nun yakalandıktan sonra verdiği ifadeleri okuyarak değerlendirelim:</span></span><span style="color: #000000;"><br />
</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>&#8220;Bizim konuya en akılcı yaklaşan ülke İngiltere&#8217;dir. Onların esas ilgi alanı Celal Talabani&#8217;dir. MED TV&#8217;ye 1999 Mayıs ayına kadar yayın süresi vermişlerdir. Benim PKK&#8217;dan tasfiye kararımı sanırım İngiltere verdi. Yazılı bir şey olmamasına rağmen; politikaları İngiltere oluşturur, Amerika uygular. İngiltere; Avrupa&#8217;nın da ana politikasını oluşturur. İngiltere bizimle siyasi bir ilişki kurmadı, ama aynı ilişkiyi Amerika&#8217;ya kurdurdu.&#8221;</span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Her konuda olduğu gibi PKK konusunda da İngiltere perde arkasında; onun paralı askeri Amerika ise önde. </span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Peki İngiltere basınının; IRA&#8217;ya, Taliban&#8217;a, El-Kaide&#8217;ye ve daha bir çok radikal dini örgütlere yaklaşımı ile PKK&#8217;ya yaklaşımı aynı mı? BBC yayın kuruluşunu ele alalım. BBC kendisini özgür, bağımsız, tarafsız bir dil kullanan yayın kuruluşu olarak tanıtır. PKK; hemen hemen tüm dünya ülkelerinin terör örgütü listesinde olmasına rağmen; BBC yayın kuruluşu, PKK&#8217;lılardan terörist olarak değil; &#8220;gerilla&#8221; ya da &#8220;asi&#8221; olarak bahsetmekte ısrarcıdır. Özellikle BBC&#8217;ye yüz binlerce protesto mektubu gönderilmiş olmasına rağmen; PKK&#8217;dan terör örgütü diye bahsetmez. Bu tutumlarının nedenini BBC editörü şu şekilde açıklamakta: &#8220;Başkalarının dilini ve görüşünü kullanmak yanlı haber anlamına gelir. Terörist deyimini kullanmaktansa başkalarının bu insanlar hakkında tanımlama yapmasına olanak sağlamalıyız.&#8221; Kendi ülkeleri de dahil, bir çok ülkenin terör listesinde bulunan PKK için; &#8220;Terör örgütü olmama ihtimalleri var. Buna kişiler kendisi karar versin&#8221; demektedirler. </span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>BBC yayın kuruluşu; İngiltere&#8217;nin de terör örgütleri listesinde yer alan ve kurulduğu günden bu yana, binlerce masum insanın ölmesine neden olan PKK için &#8220;terör örgütüdür&#8221; demiyorsa bunun bir nedeni olmalı.<span> </span>Belkide bu neden; BBC&#8217;nin </span><span> </span>sözde bağımsız, ama tüm harcamaları İngiliz Devleti tarafından karşılanan yayın kuruluşu olmasından kaynaklanıyordur. </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;">İşte tüm harcamaları İngiltere tarafından karşılanan BBC yayın kuruluşu editörünün; &#8220;Yansız Basın&#8221; açıklaması; IRA ile ilgili haberleri sansürlerken, Bin Laden&#8217;den terör örgütü lideri olarak, Talibandan, ETA&#8217;dan terör örgütü, İsrail askerlerine taş atan Filistinli gençlerden terörist olarak bahsederken göz ardı ediliyor, sadece; A. Öcalan&#8217;dan terör örgütü lideri, PKK&#8217;dan terörist örgüt ve PKK&#8217;lılardan da terörist olarak bahsetmeme nedeni olarak akıllarına geliyor. Bizden de yansız ve tarafsız basını temsil ettiğine inanmamızı istiyor.</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;">PKK&#8217;lılardan terörist olarak bahsetmek bir yana, BBC; eli kanlı teröristleri masum birer insana dönüştürmektedir. K. Irak&#8217;taki Kürtlerin &#8220;asilere&#8221; sempati beslediğini, hatta çok sevildiklerini haber yaparken bir yandan da, güya röportaj yaptığı ve ismini vermediği, resmini çekmediği bir Kürtün; &#8220;Türk Ordusu buralarda masumları da öldürüyor, Türk Hükümeti Saddam Hüseyin gibi&#8221; açıklamasını yayınlıyor. BBC ve daha bir çok basın kuruluşunun yaptığı bunun gibi röportajlar; PKK&#8217;ya moral ve destek değil de nedir? Şimdi böyle bir röportajın gerçekten yapılıp yapılmadığı bile şüpheliyken; BBC&#8217;nin yansızlığına mı, yoksa kendilerinin İngiltere&#8217;nin &#8220;derin basın organı&#8221; olması dolayısıyla, politik olarak yapamadığını basın yoluyla yaptırdığına mı inanmak daha gerçekçi olacaktır? </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;">Daha önceki yazılarımda da bahsettim; Türk Ordusu terörle mücadelenin sadece teröristle mücadele ayağını uygulamaktadır. Terörle mücadelede; bu yeterli değildir. PKK&#8217;ya yurtdışından verilen sadece maddi değil; manevi desteğin de sonlandırılması, PKK&#8217;nın terör örgütü olduğunun sadece listelerde değil, her türlü platformda üstüne basarak dile getirilmesi gerektiğinin altının çizilmesi; siyasi erkin işidir. Hükümet; bir an önce bu konuya el atmalıdır.</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;">ŞEBNEM ÖZBEK</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000; font-size: medium;">21.11.2008</span></strong></p>
<p class="akst_link"><a href="http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/?p=505&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_505" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded><description>
30 Ocak 1972&amp;#8242;de Londonderry&amp;#8217;de İngiliz askerlerin; Katolik göstericilerin üzerine ateş açması sonucu 14 kişi öldü, yüzlerce kişi de yaralandı. İngiliz barbarlığı yıllarca; Protestan halkın sorgusuz sualsiz öldürülmelerine, haksız yere hapis yatmalarına neden oldu.Üzerinden bir çakı bile çıkmadığı halde sırtından vurulan ya da işkencede öldürülen bir çok İrlandalı; yükselen gerilimin de etkisiyle IRA&amp;#8217;ya destek olmaya başladı. [...]</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/2008/11/22/ingiltere-ve-pkk/</feedburner:origLink></item><item><title>PUTPEREST</title><link>http://feeds.feedburner.com/~r/misakimilli/~3/459701844/</link><category>Makale</category><category>Politika</category><dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">sebnemozbek</dc:creator><pubDate>Thu, 20 Nov 2008 10:53:38 -0600</pubDate><guid isPermaLink="false">http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/?p=504</guid><content:encoded xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><![CDATA[<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><img style="vertical-align: text-top;" src="http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/wp-content/uploads/ataturk_sevgisi.jpg" alt="" width="421" height="245" /></p>
<p></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Bizler her ne kadar; Peyami Safa&#8217;nın dediği gibi &#8220;Onun gövdesine tapan putperest değil, ölmez eserine ve manasına bağlı bir şuuruz.&#8221; desek de; bugüne kadar Atatürk ilke ve devrimlerine ve Mustafa Kemal Atatürk&#8217;e gönülden bağlananlara &#8220;Putperest&#8221; damgasını vurulmuştur.<span> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Bizler Atatürk&#8217;ü put yerine koyarak sevip benimsemedik. Bizler Gazi&#8217;ye hak ettiği değeri vermekten başka bir şey yapmadık. </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Onun gerek askeri, gerekse devlet adamlığı dehasına sahip, ulusu için ülkesi için çırpınan;-doğduğu günden bugüne kadar- dünyada ve Türkiye&#8217;de kaç isim sayabilirsiniz. </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Atatürk&#8217;ün; bizim sevgimizi, saygımızı, hayranlık ve minnetimizi hak etmesiyle ilgili ve bugünlerde hepimizi ilgilendiren bir konudan; ekonomiden bahsedeyim.</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Bugün tüm dünyayı etkileyen ekonomik kriz; 1929 yılında da yaşanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti daha 6 yaşındadır. Yıkıntılar arasından bir ülke yaratmaya ve Osmanlının borçlarını ödemeye çalışmaktadır<span style="font-size: 13.5pt;">.</span> Üstelik Cumhuriyet rejiminin başarısızlığa uğramasını isteyen içerde ve dışarıda bir çok bedbaht vardır.</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Atatürk; o dönemde maliye ve sanayileşme konularında uzmanlara raporlar hazırlatmış ve bu raporlar doğrultusunda çalışma arkadaşlarıyla birlikte dünyadaki ilk &#8220;Demokratik Kalkınma&#8221; planını hazırlamıştır. I. Kalkınma Planı 1933-1938 yıllarını, II. Kalkınma Planı ise 1938-1944 yılları arasını kapsamış ve planın içeriğini de; eldeki kıt kaynaklarla halkın ihtiyaçlarının en iyi biçimde nasıl karşılanacağı oluşturmuştur. Konulan hedeflerden biri de; hammaddesi Türkiye&#8217;de olmasına rağmen, yurt dışından ithal edilen ürünlerin kendi topraklarımızda üretilmesini sağlamaktır. </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Dünya ülke ekonomileri tarihinin en ağır ekonomik krizi yüzünden 1929-1939 yılları arasında; sanayi üretim artışını en fazla %19 arttırabilmişken; aynı dönemde Atatürk sayesinde Türkiye&#8217;de artış; %96 olmuştur. </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Bu başarıyı; ödemeler ve dış ticaret dengesinden ödün vermeyerek, Türk Lirasının değerini koruyarak, enflasyon uygulamasına başvurmadan, dengeli ve istikrarlı kalkınma modeliyle sağlamıştır. Bugün en büyük sorunlarımızdan biri olan &#8220;Dış Ticaret Açığı&#8221; dünya buhranının yaşandığı 1930&#8242;lu yıllarda gerçekçi ve ülke yararına çözümler sayesinde yaşanmamış, aksine; &#8220;Dış Ticaret Fazlası&#8221; verilmiştir.</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Tüm bunların dışında halktan da destek alınmış; &#8220;Buhran Vergisi Kanunu&#8221; çıkartılmış, gümrükler yükseltilmiş, yerli malı kullanımı teşvik edilmiştir. Yani o dönemde de kemer sıkma politikası uygulanmıştır. Bugünden tek farkı; bu politika, amacına ulaşmış ve halka yüklenen maliyet; üretim olarak halka geri döndürülmüştür.</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Dünya ekonomik krizle boğuşurken, Türkiye; yabancıların işlettiği demiryolları ve limanları millileştirmiş, şeker, demir çelik ve dokuma fabrikaları kurarak işsizliği önlemiştir. </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Şimdi siz söyleyin; Mustafa Kemal Atatürk; ona olan sevgimizi, hayranlığımızı, minnet duygularımızı hak etmiyor mu? Ona hak ettiği bu duygularla yaklaşmak putperestlik mi?</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"> </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;">Ben size putperestliğin ne olduğunu söyleyeyim: krizden en az zararla çıkmak için; ülke yararına milli menfaatler gözetilerek; ekonomik tedbirler almak, politikalar üretmek, kalkınma planları hazırlamak yerine &#8220;Hamdolsun kriz bizi teğet geçecek&#8221;, &#8220;Bizde bahsedildiği kadar büyük kriz yok&#8221;, &#8220;Yangına körük tutmaya gerek yok, bizi kriz dünyadaki kadar etkilemeyecek&#8221; gibi açıklamalar yapan, &#8220;IMF&#8217;ye ümüğümüzü sıktırmayız&#8221; demecinin üzerinden bir ay bile geçmeden &#8220;IMF ile yeni stand-by anlaşması için teknik çalışmalar devam ediyor&#8221; diyen Başbakan Erdoğan için; basın sözcüsü Akif Beki&#8217;nin 2003 yılında çıkardığı ve Hz. Musa ile Erdoğan&#8217;ın benzer hayatlarının bulunduğunu anlattığı &#8220;Erdoğan&#8217;ın Harfleri&#8221; kitabındaki <span>&#8220;Göklerden beklenen kurtarıcı insanların arasından zuhur etti. Göksel değil dünyevi bir kurtarıcı, bir siyasi lider olarak. Mucizelerle gönderilen göksel bir varlık yerine, oylarla sandıktan çıkarılan bir kurtarıcı. Büyük bir kitlenin umudu. Seçilmiş biri ama, seçmenleri tarafından&#8230;&#8221; diye yazmasıdır putperestlik. </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Peki; Denizli&#8217;deki Fatma Durmuş&#8217;un çıkardığı &#8220;İlahilerle Hakka Çağrı&#8221; kitabında yazdığı gibi &#8220;Erdoğan&#8217;ı üzmek Allah&#8217;ı üzmektir, sevenlerini üzmek de aynıdır&#8221; sözü putperestliğe varan bir sevgi değil de nedir?</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Atatürk&#8217;ün ölümü karşısında Gazi&#8217;ye olan sevgisi yüzünden intihara kalkışan, yaveri ve can dostu Salih Bozok bile; AKP Aydın İl Başkanı İsmail Hakkı Eser&#8217;in &#8220;Biz Başbakanımızı ikinci peygamber olarak görüyoruz&#8221; sözlerini Atatürk için sarf etmemiştir. </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>Şimdi siz söyleyin; kim kimi &#8220;put&#8221; yerine koyuyor, kim kimi hak edip etmediğine bakmaksızın &#8220;putperest&#8221; seviyesinde seviyor?</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span> </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>ŞEBNEM ÖZBEK</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify;"><span style="color: #000000; font-size: medium;"><span>20.11.2008</span></span></p>
<p class="akst_link"><a href="http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/?p=504&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_504" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded><description>

Bizler her ne kadar; Peyami Safa&amp;#8217;nın dediği gibi &amp;#8220;Onun gövdesine tapan putperest değil, ölmez eserine ve manasına bağlı bir şuuruz.&amp;#8221; desek de; bugüne kadar Atatürk ilke ve devrimlerine ve Mustafa Kemal Atatürk&amp;#8217;e gönülden bağlananlara &amp;#8220;Putperest&amp;#8221; damgasını vurulmuştur. 
 
Bizler Atatürk&amp;#8217;ü put yerine koyarak sevip benimsemedik. Bizler Gazi&amp;#8217;ye hak ettiği değeri vermekten başka bir şey yapmadık. [...]</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://misakimilli.xn--forumtrk-c6a.net/2008/11/20/putperest/</feedburner:origLink></item><media:rating>adult</media:rating></channel></rss>
